Ortaçağ İslam Dünyasındaki Ateist Filozoflar: el-Ravendi ve er-R
3/3/2009 · Kategori: Felsefe
Grek felsefesinin İslam Dünyasına girişini takip eden ve o zamana kadar bilinmeyen bir özgür araştırma ruhunun eşlik ettiği felsefi uyanışın nihayette, İslam inancının bazı temel akidelerini tehlikeye sokması kaçınılmazdı. Bu özgür araştırma akımını başlatan Mutezile kelamcıları genel olarak bu akımı doğuran Grek akılcılığının şüpheci duruşundan etkilenmediler. Ama onlar arasından Nazzam (ölüm: 845) gibi daha cüretli bazı kişiler kuşkucu düşünce zoruyla tabiatüstüne duydukları ilgiyi temel İslami inançlarından vazgeçmeksizin ya da vahyin doğruluğundan şüphe etmeksizin tabiatçılık yönüne doğru bir adım atmak zorunda kalmışlardır. Gerek Nazzam gerekse Mutezilenin diğer bilgeleri dini şüphecilik saldırılarından hemen hemen tamamen uzak durmuşlardır. Ne var ki, dini akidenin bütününe meydan okuyan ilk kişi, görünüşte gerçek bir felsefi donanımın zoru altında, görülmemiş cüretle, dini şüphecilik konusunda tehlikeli bir yola giren meşhur hür düşünür İbn el-Ravendi (ölüm: 910) idi.
Eğer, Ravendi’nin öğretisi hakkında çok az bir malumatı süzgeçten geçirerek bize ulaştıran hasım kaynaklara itibar edecek olursak bu serbest düşünür, vahyin önemli konularını ve mucizeyi ve bir kaynağa göre de muhtemelen Allah’ın varlığını ve vasıflarının mantıklılığı meselesinde tatmin edici akli bir cevabın olduğunu inkar etmiştir. Daha az düşmanca bir kaynağa göre, el- Ravendi, bütünüyle vahyin lüzumsuz olduğunu ilan etmiştir. Onun insan aklının Allah katından bilgi edinmeye, iyi ve kötüyü temyiz etmeye yeterli olduğunu savunduğu rivayet edilir. Bu yüzden vahiy tamamen gereksizdir ve peygamberlik iddialarının dayandığı söylenen mucizeler de tamamen uydurmadır. İslami görüş açısından en büyük mucize olduğu kabul edilen Kuran’ın edebi mükemmelliği de ona göre olağandır; çünkü elbette bir Arap (Hz Muhammet) diğer bütün Arapları edebi ustalık bakımından geri bırakabilir. Hele anadili Arapça olmayanlar için sözü edilen edebi mucizenin hiçbir önemi olmayacağı açıktır.
Şöhretine ve fiilen Kuran’ı taklit etme ve Hz. Muhammet’i eleştirme noktasına varan fikri cüretine rağmen Ravendi, İslam’ın özgür düşünce tarihinde, bütün İslam tarihinde akideye karşı çıkanların en önemlisi ve şüphesiz X. asırdaki en büyük tıp otoritesi olan çağdaşı ve vatandaşı, İranlı Ebu Bekr Er Razi tarafından gölgede bırakılmıştır. Razi Horasan’ın Rey şehrinde doğdu, bazı kaynaklar onun gençliğinde ud çaldığını, diğer bazıları da felsefe ve tıbba başlamadan önce sarraf olduğunu söyler. Felsefe ve tıpta büyük başarıdan dolayı, daha otuz iki yaşına varmadan doğduğu kentte hastane başkanlığına getirildi ve daha sonra da Bağdat’taki hastanenin hizmetine verildi. Çalışkan ve cömert olması ve bir ara da kimya ile uğraşmasından dolayı Razi’nin ilmi ve felsefi eserleri oldukça geniştir.
Razi’nin yaratıcının ve nefsin ezelliliği meselesi, alemin yaratılmış olup olmadığından ziyade Allah’ın alemi "doğal bir zorunlulukla" mı yoksa "özgür irade" ile mi yaratmış olduğu şeklindeki gerek İslam, gerekse Hıristiyan dünyasında yüzyıllar boyu teolojik ve felsefi eserlerde hayli yankılanacak olan çetin problemdir. Razi’ye göre cevabımız “tabii zaruret” olacaksa, o taktirde mantıklı olarak, alemi zaman içinde yaratmış olan Allah’ın kendisinin de zaman içinde olması gerekir, çünkü tabii bir eser zorunlu olarak failini zaman içinde takip eder. Eğer cevabımız “özgür irade” olursa o zaman hemen bir başka soru ortaya çıkacaktır: Acaba Allah alemi niçin seçtiği vakitte yaratmıştır da başka bir vakitte yaratmamıştır. O halde nerden tutsan çelişki ve mantıksızlık. Razi bağlı bulunduğu akılcı kurallara uygun olarak vahiy kavramlarıyla peygamberlerin Allah’la insan arasında aracılık rollerini bütünüyle red etmiş bulunmaktaydı. Ona göre peygamberlik gereksiz, çünkü Allah’ın verdiği aklın ışığı gerçeği bilmek için yerli idi ya da zararlı idi. Çünkü kendilerine vahiy indiğine inanan milletle, onlar kadar şanslı olmayan milletler arasında hayli savaşlara ve kan dökülmesine sebep olmuştu.. Peygamberliği red ettikleri için ve Filozofları peygamberlerden üstün gördükleri için Razi ve Ravendi hemen herkes tarafından bölücü ve kafir olarak görülmüştür.




