Zenginlerini Doğuran Ekonomik Krizler
12/5/2008 · Kategori: edebiyat
Belli normu ve planlaması olmayan ülkelerde sermayenin kalleş olmak gibi türlü özellikleri var, dilediğinde toplumları kirliliğe; dilediğinde de ölçülü bir programa itebilir. Kurnaz ve erdemsizlik vasıflarıyla meşhur adamlarla dolu ülkemizde de bu böyledir. Tam da bereketli çimenler beslenecek dediğimiz anda, ahlak ve erdemlik yoksunu takımın dudaklarından “bu bana yetmez, daha da fazla” haykırması toplumu bir dansözün kalça hareketleri gibi dalgalandırır, vergi vermekten bi çare halkımız neyi kaybettiğini öğrenince, avucundaki sitem oklarıyla baş başa kalır.. Sanırım bugünlerde belli çevrelerde pişen arzu, ekonominin programdan disiplinsizliğe takla yemesi, malum tarafın bu ölçüden öcünü ve nemasını alması.
26 Aralık 1985 tarihinde kurulan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’yla Türkiye ilk defa borsayla tanıştı. Matbaanın gelişi ile borsanın gelişindeki gecikme, modern zamanların hızlı vakitlerini oranlarsak neredeyse aynı süreye rastlar . 1980’den sonra toplum hayatımızda büyük gelişmeler oldu. Mevcut köylerin büyük çoğunluğu elektrikle, telefonla, televizyonla ve asfalt yollarla tanıştı. Şehirler de altyapıyla, kaldırımla, otoyolla. Yeni hayatta belirleyici para olunca dernekler, birlikler, tarikatlar ve türlü çevreler elerindeki kozun farkına vardılar. Kendilerinin olan insan yığınlarına ait oyları, halkı umursamaz partilere pazarlayınca ortaya yeni tip karektersiz iş adamı çıktı. Borsanın ve doların dalgalanmasına terk edilen hayat bir tangocu kıvraklığıyla toplumu programdan kirliliğe; değerden disiplinsizliğe payladı.
Krizleri paraya çeviren bu insan tiplerinin zaferinde halkımızın da payı büyük, yaşam sıtandartına uyumsuz şekilde aile bireylerinin tümü, cebinde ithal telefon taşıyorsa bu değirmene taşınan sudur. Kurnaz politikacı tarafından oy kaygısıyla verilen teşvik primleriyle çiftçi tembelleştirilmiş, çiftlik tavuğu haline getirilmiştir. Çiftçinin ürün kalitesi namına kaygısı yoksa, tarım verim vermiyorsa bunun sebebi desteklemedir. Şark tipi siyasetçisine tam uyan ve görevi sadece bakan olan bir şahıs, geçenlerde petrol yalanını öyle bir patlattı ki sanırsın ithalatın tamamı petrolmuş. Yaw arkadaş!, petrol tüm ithalatın altıda biri. Bizim şark tipi politikacımız maliyetin üzerine iki dolar da vergi ekleyip; petrol üreticisi ülkelere nazaran bire on kazanıp körüklediği enflasyonu cambaza bak düsturuyla yuturmaya çalışıyordu. Tüm dünyada gümrük duvarlarıyla ülkesine hapsedilmeye çalışılan halis Çin malı, selam bile vermeden yurdun her tarafında cirit atıyor. Görevi sadece bakmak olan bir şahıs önlem namına geçmiş zaman masallarını dillinden düşürmüyor, zira masal çabuk uyutur. O bir tanesi de dünyanın tüm hububat gemilerini limana getirecekmiş. Evet ekonomi grogi durumda, görevi sadece bakmak olan şahıslar da grogi durumda. Dilerim raund arasında İMF gibi antrenörler havlu, buz, su ve moral desteğini zamanında verirler, zira jeopolitik önem meselesi..
Osmanlı’dan miras kalan köylülük 1980 sonrası aniden aşılmak istendiği için var olan şehirler köye dönüştü. Kendi deliliğini bile paraya çeviren insan tipi türedi. Ekonomik krizleri kendi yelkenine rüzgar belleyen erdemsizlik sahibi dernekler, şirketler, tekkeler türedi. Düşünebiliyor musunuz, biri diğerini tahtan indirmek için bu ülkeyi dünyanın bütün muztariplerinin yaşadığı toplama kampına çevirme uğraşında, bu güzellikler meclisini yağmaya verme uğraşında..
Şeref


